kâbiliyet


kâbiliyet
(A.)
[ ﺖﻴﻠﺑﺎﻗ ]
yetenek.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • kabiliyet — is., Ar. ḳābiliyyet Yetenek Köy kadınlarının taklitlerini bir maymun kabiliyetiyle yapıyor. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • KABİLİYET — Dıştan gelen te sirleri alabilme gücü. * İstidat, anlayış, kabul edebilirlilik. Kabul edici yüksek bir kuvvete mâlik olmak, olabilirlilik …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • isti'dâd — kabiliyet; akıllılık; anlayış; yetenek …   Hukuk Sözlüğü

  • İSTİ'DAD — Bir şeyin kabulüne ve kazanılmasına olan fıtrî meyil. * Kabiliyet. Akıllılık. Anlayışlılık. Allah Teâlâ Hazretlerinin (C.C.) insanlara ve sâir mahluklara tevdi buyurduğu kabiliyet kuvveleri …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • yetenek — is., ği 1) Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet Gençleri yeteneklerine göre işe yöneltmeli. 2) Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite 3) eğt. Kişinin kalıtıma dayanan ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • BİLKUVVE — Fiil mertebesine varmadan. Tasavvurda, tasavvurî olarak. Düşünce halinde. Kabiliyet ve istidat ile …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • EMN — Eminlik. Korkusuzluk. Emniyet. Bir şeye itimad etmek. İnsanda doğruluk ve imandan ileri gelen yüksek bir meleke ve kabiliyet. Rahatlık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • FAKÜLTE — (Fr. Faculty) Üniversitelerin, ihtisas mevzuu bakımından ayrılmış kollarından her biri. * Hassa, meleke, iktidar. Kabiliyet, kuvvet …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KAPASİTE — Fr. İçine alma, ihtiva etme kabiliyeti. * Kabiliyet, bilgi …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KAVABİL — (Kabile. C.) Ebeler. * (Kabiliyet. C.) Kabiliyetler veya kabiliyetliler …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük